Trafik kazaları ve tıkanıklıkları yüzünden sürücü-taşıt-yol
sisteminin işleyişindeki bozulma, ülkemizdeki
karayolu ulaşımını çok önemli bir sosyal problem
haline getirmiştir. Trafik kazalarındaki sürücü
kusurlarının payı % 90 'ın üzerindedir. Bu nedenle,
güvenli ve verimli bir trafik düzeninin sağlanması
için çözümlenmesi gereken esas problem, çeşitli
ve çok sayıdaki taşıt kullananların eğitimidir.
Trafik kazalarını ve kaza sonrası kayıpları
azaltmak amacıyla taşıtlarda çeşitli güvenlik
sistemleri uygulanmaktadır. Aktif güvenlik,
sürüş güvenliği, şartlara bağlı güvenlik, duyulara
bağlı güvenlik, kullanım güvenliği konularını
kapsamaktadır. Pasif güvenlik ise, taşıt gövdesinin
deformasyon davranışı, dış biçimi, yüzey düzgünlüğü,
kabin dayanımı, koruyucu sistem, iç darbe alanları,
direksiyon sistemi, araçtakileri kurtarma, yangından
korunma konularını kapsamaktadır. Teknik gelişmelere
paralel olarak taşıt tasarımcıları, kazaların
önlenmesi ve kaza sonrası kayıpların azaltılması
konularında, yoğun çaba harcamaktadırlar.
1
GİRİŞ Karayolu taşımacılık
sisteminin temel amacı, insanları ve eşyaları,
verimli ve güvenli olarak, bir yerden diğerine
taşımaktır. Karayolu ile (özellikle otomobillerle)
seyahat, şehirlerarası ve şehir içi ulaşımında,
hayatımıza büyük kolaylık, rahatlık ve zevk
getirmiştir. Ancak, trafik kazaları ve tıkanıklıklar
yüzünden, sürücü-taşıt-yol sisteminin işleyişindeki
bozulma, özellikle ülkemizde olmak üzere, tüm
dünyada karayolu ulaşımını çok önemli bir sosyal
problem haline getirmiştir.
Ülkemiz,
araç başına düşen kaza ve ölü sayısı bakımından
oldukça kötü durumdadır. Uluslararası Yol Güvenliği
Teşkilatı'nın 1996 istatistiklerine göre, Türkiye'de
her 10 000 araca düşen yıllık ölü sayısı 75
iken, Fransa'da 33, Almanya'da 19, Japonya'da
15 dir (1). 1997 yılında ülkemizde meydana gelen
toplam 387 533 trafik kazasında, 5125 kişi hayatını
kaybetmiş, 106 246 kişi yaralanmış ve 860 248
465 000 000 TL 'lik maddi hasar meydana gelmiştir
(2). Bu kazaların 272 989 adedi çarpışma, 44
155 'i duran araca çarpma, 22 692 'si sabit
cisme çarpma, 14 316 'sı yayaya çarpma ve 9
555 'i devrilme, 3081 'i trene çarpma, 1815
'i hayvana çarpma, 15 563 'ü yoldan çıkma ve
367 'si araçtan düşme şeklinde olmuştur. Trafik
kazalarındaki bu kötü bilanço, ülkemiz insanlarının
bu konuda ne kadar bilinçsiz ve eğitilmelerinin
ne denli önemli olduğunu vurgulamaktadır.
Trafik
kazası, karayolunda hareket halinde olan bir
veya birden fazla taşıtın karıştığı, ölüm veya
yaralanma ve maddi hasarla sonuçlanan olay olduğuna
göre, her ne sebeple ve hangi kusurlarla olursa
olsun, trafik kazaları taşıtlarla yapılmaktadır.
Bu yüzden, taşıt tasarımcıları öncelikle kazaların
önlenmesi ve bu mümkün olmadığı takdirde kaza
sonrası kayıpların azaltılması için, taşıt üzerinde
alınabilecek koruyucu önlemler konusunda yoğun
çaba harcamaktadırlar. Bu çalışmada, trafik
kazalarını ve kaza sonrası kayıpları azaltmak
amacıyla taşıtlarda uygulanan ve uygulanması
yararlı görülen sistemler tanıtılarak, değerlendirilmiştir.
2
TRAFİK GÜVENLİĞİ
Trafik güvenliği, Şekil 1 'de de açıklandığı
gibi, çevre, taşıt ve insanın etkileşimi sırasında
ortaya çıkabilecek muhtemel sorunları, çözüm
önerilerini ve geliştirilen yöntemleri içeren
çok yönlü bir konudur.
2.1
YOL
Yolun geometrisi, yapım kalitesi ve bakımı,
geçit ve kavşakların varlığı ve kullanışlılığı,
trafik kontrol ve işaretlerinin yerleri, sürekliliği
ve görünürlüğü ve sürüş ortamlarının çeşitliliği,
sürücü performansını ve taşıt tasarımını etkileyen
önemli faktörlerden bazılarıdır. 1997 yılı istatistiklerine
göre, ülkemizde meydana gelen trafik kazalarındaki
kusurların 28 'i (% 0,03) yol kusurlarından
kaynaklanmıştır (2).
2.2
İNSAN
Sürücü psikolojisi üzerinde yapılan ilk araştırmalar,
sürekli kaza yapanların problemin sadece küçük
bir bölümünü oluşturduğunu, kazalara karışanların
büyük çoğunluğunun sadece bir kaza yapanlardan
oluştuğunu göstermektedir (3). Bu sonucu doğuran
en önemli sebepler, normal sürücünün yanlış
karar verme veya yanılmaları ile sürücünün yeteneklerini
aşırı yükleyen diğer faktörlerdir. Bilindiği
gibi kazalar, beklenmeyen, planlanmamış olaylardır.
Kazaların
muhtemel
nedenleri, başta eğitim noksanlığı olmak üzere,
karşı karşıya olunan riskin yeterince farkında
olunamayışı, yorgunluk, hayal kurma, dikkatsizlik,
ihmalkârlık, vurdumduymazlık, konsantrasyon
bozukluğu ve kurallara gereken önemin verilmeyişi
şeklinde özetlenebilir. 1997 yılı istatistiklerine
göre, ülkemizde meydana gelen trafik kazalarındaki
kusurların 649 955 'i (% 97,3) sürücülerin kişisel
hatalarından kaynaklanmıştır (2). Bu nedenle,
güvenli ve verimli bir trafik düzeninin sağlanması
için çözümlenmesi gereken esas problem, çeşitli
ve çok sayıdaki taşıt kullananların eğitimidir.
2.3 TAŞIT
Teknolojik gelişmelere paralel olarak, günümüz
taşıtlarıyla ilgili geliştirme ve araştırma
çalışmalarının aşağıdaki konularda yoğunlaştığı
görülmektedir (5):
Teknolojik buluşlara bağlı olarak performans,
yakıt ekonomisi, çevre koruma, güvenlik, konfor
ve güvenilirlik gibi bütün klasik fonksiyonların
daha da geliştirilmesi,
Elektronik, alternatif malzeme, yeni deney
ve imalat yöntemleri gibi yeni teknolojilerin
geliştirilmesi,
Otoyolların tıkanması, şehirlerdeki hava kirliliğinin
artması gibi trafik problemlerine, uzun süreli
sürekli çözümlerin üretilmesi.
Trafik kazalarının çok
düşük bir yüzdesi taşıt kusurlarından kaynaklansa
da, insan hayatı çok önemlidir. 1997 yılı istatistiklerine
göre, ülkemizde meydana gelen trafik kazalarındaki
kusurların 2725 'i (% 0,40) araç kusurlarından
kaynaklanmıştır (2).
Otomotiv
firmaları, daha güvenli taşıt üretme çabasının
oluşturduğu olumlu rekabetle, sürücü ve yolcuların
güvenliğine giderek daha fazla önem vermekte,
daha güvenli taşıtı elde etmek üzere çaba harcamaktadırlar.
Taşıt tasarımcılarının, karşılaştırılabilir
taşıt karakteristikleri elde etmek üzere dikkate
almaları gereken verilerden bazıları, sürücülerin
duygusal, algılama, motor, yorumlama gibi, yetenekleridir.
Yolların özellikleri de taşıt tasarımını etkileyen
özelliklerdendir. Bunlara ek olarak, sosyal,
estetik, yasal, ekonomik ve güvenlik gibi faktörler
de taşıt tasarımını etkilemektedir (6).
Hemen
her taşıt için neredeyse standard sistem haline
gelen frenlemede tekerlek kilitlenmesini önleyici
sistemler (ABS - Anti Blocking System), devrilmeyi
önleyici sistemler (ROPS - Roll Over Protection
System), hava yastıkları, emniyet kemerleri,
enerji yutucu kasalar, uzay kafes sistemine
göre yapılmış yolcu kabinleri, tamponlar, güçlendirilmiş
tavanlar, pedallar, boyunluklar, rahat koltuklar,
çelik barlar, gizlenmiş yağmur olukları ve cam
silecekleri, çarpmayla katlanabilen dış aynalar,
keskin olmayan köşeler, ticari taşıtlardaki
yanal koruyucular, güvenlikle ilgili çalışmaların
günümüzde uygulamaya konulmuş sonuçlarından
bazılarıdır.
Taşıtlarda
bulunan güvenlik elemanları, herhangi bir kaza
ihtimali öncesinde kazanın oluşumunu önleme
görevi yapan 'aktif güvenlik' ve kazadan sonra
yaralanma ve ölümleri en az düzeye indirme görevi
yapan 'pasif güvenlik' güvenlik elemanları olmak
üzere iki grupta değerlendirilmektedir.
2.3.1
AKTİF GÜVENLİK
Aktif güvenlik, sürücünün kazadan kaçınması
için, taşıtın kumanda ve frenleme yetenekleriyle,
bilgilendirme sistemleri ve ergonomik olarak
yerleştirilmiş kumandalarını kapsar. Kaza ihtimalinin
azaltılması ya da araçların kaza oluşumuna daha
az yol açacak biçimde yapılandırılması, araca
daha çok aktif güvenlik elemanlarının ilavesiyle
mümkündür. Aktif güvenlik elemanları, herhangi
bir kaza ihtimali öncesinde, kazadan korunmak
için devreye giren veya devrede olan güvenlik
elemanlarıdır. Aktif güvenlik aşağıdaki alt
başlıklarda incelenebilir.
2.3.1.1
Sürüş güvenliği
Sürüş güvenliği, tekerlek süspansiyonu, yaylanma,
yönlendirme ve frenleme yetenekleri bakımından,
uyumlu süspansiyon tasarımının sonucudur ve
en avantajlı dinamik taşıt davranışını yansıtmaktadır.
Günümüzün
modern taşıtlarının direksiyon sistemleri, beklenmeyen
yönlendirme düzeltmeleri olmaksızın taşıtın
kolay ve güvenli olarak yönlendirilmesini, direksiyon
serbest bırakıldığında da tekerleklerin tekrar
düz duruma gelmesini sağlayabilmektedir.
Yönlendirme kararlılığı konusunda yapılan bir
başka çalışma ise, dört tekerlekten yönlendirmedir.
Arka tekerleklerin, yüksek hızlardaki ani yön
değişikliklerinde ve virajlardaki aşırı yönlendirilmesini
önlemek üzere, 1 - 2 derece kadar yönlendirilmesi
gerekmektedir. Bu küçük dengeleme, tutunma sınırına
doğru önemli bir güvenlik rezervi sağlamaktadır
(5).
Normal
kullanımda taşıtı güvenli ve düzgün bir şekilde
yavaşlatmak veya durdurmak üzere kullanılan
servis frenleri, kaza riski olan durumlardaki
acil frenleme (panik frenlemesi) durumlarında,
taşıtı en kısa mesafede, doğrultu ve yönlendirme
kararlılığı kaybolmadan durdurabilmelidir. Günümüzün
modern taşıtlarında, kaygan satıhlardaki acil
frenleme dahil, frenlemenin mümkün olan en kısa
mesafede, doğrultu ve yönlendirme kararlılığı
kaybolmadan başarılması için, tekerlek kilitlenmesini
önleyici sistemler (örneğin, ABS) kullanılmaktadır.
Bu sistemlere, sistemin daha da geliştirilmesiyle,
çekiş kontrol yeteneği (anti-spin) de kazandırılabilmekte
ve herhangi bir veya bir çift tekerleğin (ön
veya arka) çekiş sırasında kayması halinde,
kayan tekerlek veya tekerleklerin frenlenerek,
kaymalarının en aza indirilmesi sağlanabilmektedir.
2.3.1.2
Şartlara bağlı güvenlik
Şartlara bağlı güvenlik, titreşim, gürültü ve
iklim koşullarına bağlı olarak, araçtakilerin
streslerini azaltmak yoluyla, trafikteki yanlış
manevra ihtimalini azaltmada önemli bir faktördür.
Tekerlekler ve tahrik elemanları tarafından
üretilen ve 1 den 25 Hz 'e kadar olan titreşimler
(titretme, sallama, vb.), araçtakilere, gövde,
koltuklar ve direksiyon yoluyla ulaşmaktadır.
Bu titreşimler, yön, genlik ve sürelerine bağlı
olarak az veya çok etkilidir.
Koltuklar,
sürüş yorgunluğunu olabildiğince hissettirmeyecek
biçimde tasarlanmalıdır.
Taşıtın
içindeki veya çevresindeki rahatsızlık verici
gürültüler, iç kaynaklardan (motor, transmisyon,
tahrik şaftları, akslar) veya dış kaynaklardan
(tekerlek/yol gürültüleri, rüzgar gürültüleri)
kaynaklanabilir ve hava ya da taşıtın gövdesi
yoluyla iletilirler. Taşıtlardaki gürültünün
azaltılması çalışmaları, bir yandan daha sessiz
çalışan elemanların geliştirilmesi ve gürültü
kaynaklarının izolasyonunu (örneğin motorun
ses yalıtıcı kılıf içine alınması), diğer yandan
da gürültünün yalıtkan veya ses önleyici malzemelerle
sönümlenmesi konularında olmaktadır.
Taşıtın
içindeki hava koşulları ise, esas olarak, dış
havanın sıcaklığı ve nemi ile yolcu mahallinden
geçen havanın debisi ve basıncı tarafından etkilenmektedir.
Günümüzün modern taşıtlarında, iklimlendirme
(air conditioning) sistemleri kullanılarak,
sürücü ve araçtaki yolcuların bu koşullardan
olumsuz yönde etkilenmeleri önemli ölçüde giderilmiştir.
2.3.1.3
Duyulara bağlı güvenlik
Sürücü, kendisine çevreden sürekli ve kararlı
bir biçimde ve genellikle görsel yolla gelen
bilgi akışı içerisinde ilerlemek durumundadır.
Duyulara bağlı güvenliği iyileştirmek üzere,
taşıt üzerinde yapılan çalışmalar özellikle
üzerinde yoğunlaşmıştır:
aydınlatma ve ışıklı uyarı ekipmanları,
ses
uyarı elemanları,
doğrudan
veya dolaylı görüş.
Aydınlatma ve ışıklı
uyarı ekipmanlarından olan farlar, sinyaller,
fren lambaları, sis farları, park lambaları,
cam ve far silecekleri, vb. ile ses uyarı elemanları,
güvenlik standardlarına uygun olmalıdır.
Cadillac'ın uyguladığı ultrasonik park yardımcısı,
taşıt geriye giderken karşılaştığı, arka tampondan
150 cm uzaklığa kadar ve 25 cm den yüksek oan
sabit objelere karşı sürücüyü uyarmakta ve muhtemel
kazaların önlenmesine yardım etmektedir (7).
Görüşle
ilgili daha fazla güvenlik için, gösterge panosundaki
bilgilerin doğrudan görüş alanına getirilmesi
amacıyla, HUD (Head-Up-Display) görüntü yansıtma
sistemleri geliştirilmekte, böylelikle göz yükseltisinin,
yol ile gösterge panosu arasında aşağı yukarı
değiştirilmesi, gözün uzak ve yakın mesafelere
odaklanması gerekmemektedir (5). Taşıtın arkasındaki
trafiğin izlenmesi için kullanılan iç ve dış
dikiz aynalarının yerine, bu izlemenin daha
verimli yapılabilmesi için, kamera ve monitör
kullanımı konusunda çalışmalar da yapılmaktadır.
Cadillac'ın uyguladığı infrared teknolojisi,
taşıtın farlarının aydınlatma alanının ilerisinde
veya karşıdan gelen taşıtların farlarının aydınlatma
alanının arkasında kalarak görünmeyen nesnelerin
ısıl enerjilerini algılayarak video görüntüsüne
dönüştürmekte ve erken görüş sayesinde muhtemel
kazaların önlenmesine yardım etmektedir (7).
Gösterge panosuna, önümüzdeki yıllarda, mesafe
uyarı göstergesi, önemli trafik yönlendirme
haber göstergesi, uydu iletişim sistemleri,
vb. eklenmesi de gündemdedir.
2.3.1.4
Kullanım güvenliği
Sürücünün daha az strese girmesi ve buna bağlı
olarak yüksek dereceli sürüş güvenliğinin sağlanması,
sürücü mahallinde yer alan kontrol elemanlarının
en uygun biçim ve konumda tasarlanması ve bunun
sonucu olarak taşıtın kolay kumanda edilmesiyle
mümkündür.
Sürüş
güvenliğinin sağlanması konusunda yapılan yeni
bir çalışma, güvenli takip mesafesinin korunmasıyla
ilgili, "oto radar sistemi" dir (8). Bununla,
uzun yolculukların daha az yorucu olması, sürücüleri
yoran ve kaza riskinin yüksek olduğu alacakaranlık
ve yağışlı havalardaki araç kullanımı da kolaylaşmaktadır.
Radar sistemi, aracın önünde 8° genişliğinde
ve 150 m boyundaki koni biçimli bir alanın içerisinde
bulunabilecek 30 kadar nesneyi algılayabilmekte
ve önceliği en yakındaki nesneye vererek, hız
ve mesafe bilgilerini kaydetmektedir. Daha hızlı
taşıtlar sorun oluşturmadığından (sollayan araçlar
da hızlıdır), sadece aynı hızdaki ve daha yavaş
taşıtlar dikkate alınmaktadır. Oto radar sistemini
kullanan taşıt, sollama şeridine çıkıncaya kadar
hızlanamamaktadır. Sistemde otoyol için belirlenmiş
olan güvenli takip mesafesi, 100 km/h hızla
seyreden taşıtlar için 50 m dir. Benzer bir
sistem Mercedes tarafından da uygulanmaktadır
(9). Mecedes'in yakınlık kontrol (Proximity
Control) sisteminde, taşıtın ön ızgarasının
içine yerleştirilen küçük bir radar sensörü,
yaklaşık 120 m mesafe içerisinde ilerleyen taşıtları
algılayarak, iki taşıt arasındaki mesafeyi ve
taşıtların bağıl hızlarını saniyenin kesirlerinde
hesaplamaktadır. Sistem 35 ... 150 km/h hızlar
arasında çalışmaktadır. Radar ışınları çok kısa
bir sürede gidip geldiğinden, sistem öndeki
taşıtın hızındaki ani değişikliği algılayabilmekte
ve frenleme ile buna uygun yavaşlama sağlamaktadır.
Koşullar bilgisayarın başa çıkamayacağı kadar
çok riskli hale geldiğinde ise, sürücüyü frenleme
yapması için uyarmaktadır.
2.3.2
PASİF GÜVENLİK
Pasif güvenlik, bir kaza ile karşılaşılması
durumunda, kazanın olumsuz sonuçlarını olabildiğince
azaltmak amacıyla yapılan bütün yapısal ve tasarım
özelliklerini kapsamaktadır. Pasif güvenliği
aşağıdaki alt başlıklarda incelemek mümkündür.
2.3.2.1
Dış güvenlik
"Dış güvenlik" terimi, taşıt tarafından çarpılan
yayalar, bisiklet ve motosiklet sürücülerinin
yaralanmalarını en aza indirmek için taşıta
kazandırılması gereken tüm tasarım özelliklerini
kapsar. Dış güvenliği belirleyen başlıca faktörler;
Taşıt
gövdesinin deformasyon davranışı ve
Taşıtın
dış biçimidir.
Buradaki temel amaç, taşıtın dış kısmının birinci
dereceden çarpışmayı (taşıtın dışındaki kişileri
ve taşıtın kendisini içeren çarpışma) en aza
indirecek biçimde tasarlanmasıdır.
Taşıt
tarafından çarpılan yayalardaki en ciddi yaralanmalar,
taşıtın ön tarafının çarptığı kişilerde görülmektedir.
İki tekerlekli taşıtlar ve binek otomobillerini
içeren kazaların sonuçları, binek otomobillerinin
tasarımında dikkate değer doğal enerji bileşenleri
kullanılması, yüksek koltuk pozisyonu ve temas
noktalarının genişletilmesiyle çok az da olsa
iyileştirilebilmektedir. Binek otomobillerine
uygulanan bu tür tasarım özelliklerinden bazıları
şunlardır:
Hareket
edebilir ön farlar,
Gizlenmiş, durabilir cam silecekleri,
Gizlenmiş yağmur olukları,
Gizlenmiş kapı kolları,
Katlanabilir yan dikiz aynaları,
Esnek
tamponlar.
Trafikte çok çeşitli boyut ve özellikteki taşıtlar
bir arada seyretmek durumunda olduğundan, hafif
ve ağır taşıtlar arasında kazaların olması da
kaçınılmazdır. Bu taşıtlar arasındaki kütle,
boyutlar ve yapısal katılık farklılıkları nedeniyle
küçük taşıtların aleyhine olan dengesizliğin
sonucu olarak, hafif taşıtların hasar riski
daha yüksek olmaktadır.
Tasarımla ilişkili dış güvenliği geliştirmek
amacıyla ticari taşıtlara, ön ve arkadakilere
ilave olarak, Şekil 2'de görüldüğü gibi yanal
koruyucu saptırma elemanları yerleştirilerek;
küçük taşıtların, motosiklet, bisiklet sürücülerin
ve yayaların bu taşıtların altına girmeleri
önlenmeye çalışılmaktadır.
Şekil 2 Yanal koruyucu
saptırma elemanları
2.3.2.2
İç güvenlik
"İç güvenlik" terimi, bir kaza durumunda, taşıtın
içerisindeki kişilere etki eden ivme ve kuvvetleri
en aza indirecek, onlara yeterince hayati hacim
sağlayacak ve kazadan sonra onları taşıtın dışına
çıkarmada kritik öneme sahip elemanların çalışmasını
garanti edecek önlemleri kapsar. Taşıtın içerisindeki
kişilerin güvenliğini etkileyen önemli faktörler
şunlardır:
Taşıt
gövdesinin deformasyon davranışı,
Yolcu
kabininin dayanımı, çarpışma sırasında ve sonrasındaki
hayati hacmin büyüklüğü,
Engelleme
sistemi,
Çarpma
alanları (taşıtın iç kısmı),
Direksiyon
sistemi,
Taşıtın
içindekilerin kurtarılması,
Yangından korunma.
İç güvenliğin önemini
vurgulamak amacıyla, sabit bir duvara 80 km/h
hızla çarpan bir otomobildeki yaklaşık 0,15
saniye süren bir kaza sırasında cereyan eden
olaylar önek olarak verilmiştir (10).
0,026. s : Ön tamponlar araca gömülür. Araç,
ağırlığının 30 katı kadar bir kuvvetle frenlenir.
Eğer emniyet kemeri ve hava yastığı kullanılmıyorsa,
taşıttaki yolcular kabin içerisinde 80 km/h
hızla hareketlerine devam ederler.
0,039. s : Sürücü, koltuğu ile birlikte 15
cm öne fırlamıştır.
0,044. s : Sürücü, göğüs kafesiyle direksiyona
çarpar.
0,050. s : Taşıt ve içindekiler üzerine etkiyen
yavaşlatıcı ivme, ~80 g (g: yerçekimi ivmesi,
9,81 m/s2) ye ulaşır, (uçuş simülatörlerinde
yapılan denemelerde 6 g'lik bir ivmenin etkisinde
kalan bir pilotun yüzündeki tüm etlerin geriye
doğru çekildiği, kemiklerinin fırladığı görülmüştür).
Yani, taşıt ve içindekilerin üzerine, ağırlıklarının
~80 katı kadar kuvvetler etki etmektedir.
0,068. s : Sürücü, ~9 tonluk bir kuvvetle
gösterge paneline çarpar.
0,092. s : Sürücü, yanındaki yolcu ile birlikte,
aynı anda kafasını ön cama çarpar. Sürücünün
yanındaki yolcu, bu çarpma sonucunda kafasından
ölümcül bir yara alarak dışarıya fırlar.
0,100. s : Direksiyon simidi tarafından tutulan
sürücü, tekrar aracın içine düşer. O anda
ölmüştür.
0,110. s : Araç yavaşça geri çekilmeye başlar.
0,113. s : Sürücünün arkasında oturan yolcu
(emniyet kemeri yoksa), sürücünün seviyesine
kadar yükselir ve kafasıyla ona sert bir darbe
yaparken, aynı anda kendisi de ölümcül biçimde
yaralanır.
0,150. s : Cam ve çelik parçaları yere düşer,
tekrar sessizlik egemen olur.
Görüldüğü gibi, 0,2 saniyeden daha kısa bir
süre içerisinde her şey bitmektedir. Ortaya
çıkan enerjinin, 1 ton ağırlığındaki bir otomobili,
yaklaşık 30 m yukarıya fırlatabilecek boyutlarda
olduğu ifade edilmiştir.
Sürücü
ve yolcu sınırlama sitemlerinin amacı, çarpışma
anında sürücü ve yolcunun araç iç parçalarına
çarpmasını engellemek ve herhangi bir dış
ve iç yaralanmaya sebebiyet vermemek üzere
hareketlerini sınırlamaktır. Bu amaçla, özellikle
elastiki ve plastik uzama kapasiteli modern
emniyet kemerleri ve bunlarla birlikte kinematik
hava yastıkları kullanılmaktadır.
Emniyet
kemerlerinin güvenlilik ve verimlilikleri
gerçek kazalarda kanıtlanmış olmakla birlikte,
geliştirilmeleri henüz tamamlanmamıştır. Çarpışma
anında kemerlerin gerilmesi ile optimum koruma
elde edilmektedir. Gevşek emniyet kemerlerinde,
kemer gerilene kadar kullananların hareketleri
engellenememektedir. Klasik emniyet kemerlerinin,
yapılarından kaynaklanan ve etkinliklerini
sınırlayan şu eksiklikleri bulunmaktadır:
Emniyet
kemerine bir çekme bırakma hareketi uygulandığında,
bu hareket, kayışın bobin üzerine yığılmasına
neden olabilir. Ciddi darbe anında kayış
kilitlense de, sürücü kayış sıkışana kadar
öne doğru hareket eder. Dolayısıyla gereksiz
yere sürücünün kafasının direksiyon ve gösterge
paneline yaklaşmasına izin verir.
Belirli
bir rahatlığı sağlamak amacıyla, vücut ve
kayış arasında bir miktar boşluk bırakmak
kaçınılmazdır. Bu boşluğun etkisi, 1 no'lu
maddeyle aynıdır.
Klasik emniyet kemeri sistemleri kullanıcılar
tarafından çalıştırılırken, Şekil 3 'te görülen
ön gergili otomatik sistemler, yolcu müdahalesi
olmaksızın birkaç milisaniyede fonksiyonel
hale gelirler. Yeterli düzeyde bir ön darbe
sırasında, genellikle orta konsol içine yerleştirilmiş
olan elektronik beyin, ön koltukların emniyet
kemerini sıkıştıran ön gerdirme mekanizmasını
(Şekil 4) harekete geçirir ve üç noktadan
sınırlayan sistem otomatik olarak geri çekilerek
optimum koruma sağlanır. Emniyet kemerleri
tek elle bağlanıp, çözülebilmelidirler.
Şekil
3 Ön gergili emniyet kemeri (11)
Şekil 4 Ön gergili emniyet
kemeri gerdirme sistemi (12)
Şekil
5 'teki eğriler, % 5, % 50 ve % 95 lik test
mankenleri (dummy) ile yapılan çarpma testleriyle
belirlenmiş yolcuların kinetik enerjilerinin
değişimini göstermektedir. Yolcuların kinetik
enerjilerinin bağıl hızın karesinin fonksiyonu
olması nedeniyle, koruyucu sınırlayıcıların
kazanın ilk anlarında uygulanmasının avantaj
sağladığı ifade edilmektedir (13). Elektronik
beyinin sarsıntılardan etkilenmeyecek biçimde
düzenlenmesiyle, taşıt ivmelenirken meydana
gelebilecek gerilme önlenebilmektedir. Bu ise,
özellikle yüksek hızdaki çarpma durumlarında
çok büyük önem kazanmaktadır.
Şekil 5 Çarpma sırasında
yolcuların kinetik enerjilerinin değişimi (13)
Günümüzde
kullanılmakta olan gerilmesi sınırlandırılmış
emniyet kemerleri, çarpışma sırasında araç hızının
aniden sıfıra düşmesi sonucunda, ön koltuklarda
oturanların göğüs ve kalçalarının emniyet kemerlerinin
sıkmasından çok fazla etkilenmemeleri için,
oluşan kuvveti sınırlayan ve kısa bir zaman
aralığına yayan sarma/kilitleme sistemiyle donatılmaktadır
(12).
Hava yastıkları, emniyet kemerlerini tamamlayıcı
olarak geliştirilen pasif güvenlik elemanlarıdır,
Şekil 6. Sistem, aracın yavaşlama ivmesini hesaplayan
kendi elektronik beyni tarafından yönetilir.
Elektronik beyin, yeterli düzeyde bir ön darbe
olduğunda, sürücü için direksiyon simidi içine,
sürücünün yanında oturan yolcu için de torpido
gözüne yerleştirilmiş olan ve her ikisinin kafalarını
koruyacak biçimde şişen hava yastıklarını harekete
geçirir. 60 litrelik bir hava yastığının dolma
süresi yaklaşık 40 ms dir.
Şekil 6 Sürücü ve yolcu
hava yastıkları (11)
Hava
yastığındaki olumsuzlukları gidermek üzere sisteme
eklenen koltuk ağırlık algılayıcı (sensör),
çocukların ve minyon yapılı yetişkinlerin korunması
için, belirli ağırlığın (örneğin 30 kg) altındaki
yolcu ağırlıklarında hava yastığını işlemez
duruma getirmektedir. Zayıf bayanların ve ağır
gençlerin koltukta ne biçimde oturduklarının
algılanması, halen zorlukları oluşturmaktadır.
Ayrıca, hava yastığının etkin kontrolü için,
kemerin bağlanıp bağlanmadığının ve çarpışmanın
şiddetinin dikkate alınması da düşünülmektedir.
Temel fikir, günümüzde kullanılmakta olan iki
kademeli şişiricilerin basınç artışının daha
olumlu kontrolüdür.
Yolcu
sınırlama sitemlerinin önemli bir parçası da,
çarpışma sırasında vücudun alt kısımlarının
enerjisinin absorbe edilmesi için kullanılan
diz yastığıdır. Ayrı diz yastığı, sistemin karmaşıklaşmasına
ve fiyat artışına yol açtığından, daha ucuz
ve basit bir çözüm, Şekil 7 'de görüldüğü gibi,
aşağıya monte edilen yolcu hava yastığı (LMPAB)
sistemine bir diz yastığı eklenerek elde edilmiştir
(13).
Şekil 7 Diz yastığı eklenerek
geliştirilmiş yolcu hava yastığı (13)
Hava
yastığı ve emniyet kemerinin tek başına ve birlikte
kullanılmaları durumundaki yaralanma riskleri,
hava yastığıyla % 18, emniyet kemeriyle % 42,
ikisinin birlikte kullanılmaları durumunda ise,
% 46 kadar azalmaktadır (15).
Yeni model taşıtlarda, yanal çarpmalara karşı
koruma sağlayan yanal hava yastıkları veya Şekil
8 'de görüldüğü gibi, şişirilebilen koruyucu
yan hava perdeleri de kullanılmaya başlamıştır.
Yanal hava yastıkları, sürücü ve yolcunun kolunun
yastıkla kapı arasında sıkışma riskini de önleyecek
biçimde düzenlenmektedir.
Şekil 8 Koruyucu yan
hava perdeleri (16)
Boyun
kırılması gibi, arkadan çarpmalardaki darbe
hasarlarını azaltmak üzere kafayı destekleyen
boyunluklar kullanılmaktadır. Hasar riskini
daha da azaltmak amacıyla, Opel tarafından,
kaza sırasındaki işleyişi Şekil 9'da açıklanan
aktif boyunluklar kullanılmaya başlamıştır (17).
Şekil 9 Aktif boyunluk
(17)
Volvo,
arkadan çarpmalarda görev yapan bir koruma sistemini
(WHIPS - whiplash protection system) Mayıs 1999'dan
itibaren uygulamaya almıştır. Arkadan çarpmalarda
sistemin koltuğu gövdenin geriye doğru hareketini
izlemektedir. Böylelikle, gövdenin üst kısmı
ile kafa birlikte ve paralel olarak hafifçe
ve dengeli bir biçimde geriye doğru gideceğinden,
gövdedeki gerilmeler azaltılmaktadır. Koltuğun
arkası daha sonra geriye/aşağıya doğru alçaltılarak,
geriye fırlamaya ve tehlikeli kırbaçlama hareketinin
riskine karşı gelmektedir (16).
2.3.2.3
Taşıt gövdesinin deformasyon davranışı
Amerika'da 1966 yılında yürürlüğe giren Motorlu
Taşıtlar Güvenlik Kanunu'ndan sonra, bir dizi
yasal kısıtlamalar getirilmiştir. Bunlardan
en iyi bilineni, bir otomobilin sabit bir bariyere
48.3 km/h (30 mil/h) hızla önden çarpması durumunda,
yolcuların hayati tehlike oluşturacak boyutta
yaralanmamaları şartıdır. Model onayının alınması
yapılan çarpma testleri ve diğer testlerde karşılanması
zorunlu olan şartlar aşağıda açıklanmıştır(5):
Baş
yaralanma kriteri (HIC - Head Injury Criterion);
Baş yaralanma kriterinin belirlenmesinde baş
ivme değerleri kullanılmaktadır ve müsaade
edilebilir maksimum ivme değeri HIC < 1000
m/s2 değeriyle sınırlandırılmıştır.
Bacak
yaralanma kriteri; kalçaya etki eden kuvveti
10 kN olarak sınırlandırılmıştır.
Diğer
genel şartlar şunlardır (5):
Yakıt
deposunda sınırlı sızıntı olabilir,
Çarpma
sırasında kapılar açılmamalıdır,
Çarpmadan sonra kapılar yeterince açılabilmelidir,
Ön
camın koruduğu bölgeye taşıt parçaları girmemelidir,
Direksiyon simidinin yatay kayma miktarı,
< 10 cm olmalıdır,
Yolcu
mahallindeki kapaklar açılmamalıdır,
Hayati
hacim boyutları küçülmemelidir.
Bu şartların tamamlayıcısı
olarak, darbe durumunda enerji absorbe edebilme
özelliği bulunan ön yapı, belirli ve olabildiğince
düzgün bir yavaşlama ivmesine sebep olmalıdır.
Yolcu bölümü ise, mümkün olabildiğince sağlam
ve şekil değişimine karşı dirençli olmalıdır.
Eskinin ağır gövdeleri yerine, günümüzde uzay
kafes (SF-space frame) sistemine göre üretilmekte
olan yüksek dayanımlı profillerden yapılan hafif
gövdeler ve çarpışma anındaki darbe kuvvetinin
yolcu kafesine ulaşmadan sönümlenmesi için eklenen
ön deformasyon kuşakları, Şekil 10'da da açıklandığı
gibi, çarpışma anındaki kuvvetleri önemli ölçüde
absorbe ederek hayat kurtarıcı bir fonksiyon
üstlenmektedir.
Şekil 10 Uzay kafes hafif
gövde ve darbenin sönümlenmesi
Çok
sayıda eşitliğin çözülmesini gerektirdiğinden,
taşıt gövdesinin deformasyon ve enerji absorbe
etme davranışı bilgisayar sümülasyonları ile
analiz edilmektedir. Bunun için, şasi ve tüm
gerekli elemanları dahil, taşıt gövdesinin binlerce
elemana bölündüğü sonlu elemanlar yöntemi kullanılır.
Öncelikle önemli elemanlar incelenir. Örneğin,
uzunlamasına darbe sönümleyici kirişlerin Şekil
11'de görüldüğü gibi akordeon biçiminde deforme
olması durumunda absorbe ettiği enerji, eğilmesi
halinde absorbe ettiği enerjiden daha fazladır.
Bu ise, kirişin uygun tasarımı, levha kalınlığı,
kesit biçimi ve yolcu kabini ile taşıtın ön
kısmına tutturulma biçimi gibi faktörlere bağımlıdır.
Şekil 11 Akordeon biçiminde
deformasyon (5)
Direksiyon
sütununun üst ucunun arkaya doğru maksimum yer
değiştirme miktarı yasal olarak sınırlandırılmıştır.
Uzunlamasına ve yanal çarpmalarda deforme olabilmesi
için, direksiyon millerinin alt kısımları katlanabilir
üniversal mafsallı, muhafazaları yarıklı veya
körüklü vb. yapılmaktadır.
Karşıdan çarpmalarda sürücünün ayağındaki baskıyı
ve muhtemel bacak hasarlarını azaltmak üzere
pedal serbest bırakma sistemleri (PRS - pedal
release system) kullanılmaktadır (17). Yolcu
tutucu sistemler de ergonomik olarak tasarlanmalıdır.
Kaza sonrasında taşıtın yanma riskini azaltmak
için yakıt deposunu korumak üzere ön deformasyon
sacı kullanılmakta, yakıt boruları deformasyon
bölgesi dışına alınmakta, ayrıca, yolcu bölümündeki
yangın tehlikesini azaltmak üzere, yanmaya karşı
dirençli malzemeler kullanılmalıdır (18).
Çarpışmalarda güvenlik artırıcı sistemlere çok
ihtiyaç vardır. Ancak, taşıtların yapısal tasarımları
sadece güvenlik temeline dayandırılmamaktadır
ve ayrıca, birçok tasarım amacı birbirleriyle
çatışabilmektedir. Örneğin özellikle aracın
ön darbelere karşı mukavemetli olması için,
ön kısmı ile yolcu bölümü arasında deforme olabilen
fakat sağlam bir bağlantı olması istenmektedir.
Bu bağlantının ses geçirgenliği ise istenmeyen
bir durumdur. Çünkü, motor sesi bu ses köprüsü
vasıtası ile yolcu bölümüne iletilmekte ve şartlara
bağlı güvenliği olumsuz yönde etkilemektedir.
Günümüzde, amaçlanan bu tasarım karmaşalarının
çözümü, bilgisayar simülasyonları yardımıyla
olmaktadır.
3.
SONUÇ
Trafik güvenliği, insan, taşıt ve yolun sağlıklı
etkileşimine bağımlı çok yönlü bir konudur.
Ülkemizde 1997 yılındaki kazaların % 97,3 'ü,
sürücülerin kişisel hatalarından kaynaklanmıştır
(2). Bu nedenle, güvenli ve verimli bir trafik
düzeninin sağlanması için çözümlenmesi gereken
esas problem, çeşitli ve çok sayıdaki taşıt
kullananların eğitimidir.
Çarpışmalar saniyenin kesirleri kadar kısa sürelerde
bitmektedir ve açığa çıkan enerji çok büyüktür.
Çarpışma anında sürücü ve yolcunun araç iç parçalarına
çarpmasını engellemek ve herhangi bir dış ve
iç yaralanmaya sebebiyet vermemek üzere kullanılan
hava yastığı ve emniyet kemerinin tek başına
ve birlikte kullanılmaları durumundaki yaralanma
riskleri, hava yastığıyla % 18, emniyet kemeriyle
% 42, ikisinin birlikte kullanılmaları durumunda
ise % 46 kadar azalmaktadır (15). Bu yüzden,
sürücü ve yolcu sınırlama sistemleri mutlaka
kullanılmalı, taşıtta bulundurulması ve kullanılması
yasal zorunluluk olmalıdır.
Kazaların
şiddeti birinci derecede taşıt hızı ile ilişkilidir.
Taşıtların kinetik enerji değişimleri ve dolaysıyla
kazaların şiddeti hızın karesinin fonksiyonu
olduğundan, trafikteki hız sınırlamalarına mutlaka
uyulmalıdır.
Taşıt
imalatçıları, teknolojik gelişmelere paralel
olarak kazalara neden olabilecek sürücü kusurlarını
en aza indirmek üzere yoğun çaba harcamakta,
çeşitli akıllı sistemleri uygulamaya sokmaktadırlar.
Bu sistemlerin etkinliği ölçüsünde sürücü istese
de bazı hataları yapamayacaktır. Ancak, taşıt
güvenlik sistemleri ne kadar verimli ve ne kadar
akıllı olurlarsa olsunlar, güvenli kullanım
alışkanlıklarının yerini alamayacaklarından,
trafik güvenliğindeki en önemli faktörün, insanların
bu konuda bilinçlendirilmesi olduğu söylenebilir.
KAYNAKLAR
GÜNER,
H. "Trafik - Dünyanın Neresindeyiz?". Performans,
Mais Oto Dergisi, Sayı 98, Temmuz-Ağustos
1997.